İçeriğe geç

Aşkın Olayım ilk kime söylendi ?

Aşkın Olayım İlk Kime Söylendi?

İstanbul’da yaşıyorum, 27 yaşındayım ve gündüzleri ofiste çalışıyorum. Akşamları ise kendimi blog yazmaya veriyorum; bazen düşünüyorum, neden yazıyorum diye… Aslında yazmanın en güzel tarafı, duygularımı saklamadan, kafamın içindekileri dökebilmek. İşte bu yüzden bugün kendime sordum: “Aşkın Olayım ilk kime söylendi?” Bu soru basit gibi görünse de, insanın geçmişine, bugününe ve belki de geleceğine dair bir pencere açıyor.

Geçmişe Yolculuk

Bu cümleyi ilk duyduğum anı hatırlıyorum. Üniversite yıllarıydı, kampüs kafesinde oturuyoruz, kahve elimde ve arkadaşlarla gürültülü bir sohbetteyim. Bir arkadaşımız birden bire bana bakıp, “Aşkın olayım,” dedi. Önce anlamadım, gülümsedim. Sonra fark ettim ki aslında bu bir itirafın başlangıcıydı. İnsanlar bazen böyle küçük cümlelerle duygularını açığa çıkarır, peki ya biz fark edebilir miyiz? O an fark ettim, bu cümlenin taşıdığı yük, sadece basit bir söz değil, bir cesaret göstergesiydi. İlk kime söylendiğini tam olarak bilemem; belki de kimse kayda geçirmedi ama bana ilk yankı uyandıran kişi o arkadaştı.

İstanbul’da büyüyen biri olarak bu tür küçük ama derin anılar çok şey ifade eder. Mesela Boğaz kenarında yürürken, bir yandan insanların telaşına bakıyorum, bir yandan kendi geçmişimi düşünüyorum. “Aşkın Olayım” gibi sözler, çoğu zaman zamansızdır ve insanın ruhunda bir iz bırakır. Benim için bu, sadece bir kelime grubu değil, samimi bir duygunun dışa vurumuydu.

Bugünün Yansımaları

Ofiste çalışırken bazen düşünüyorum, insanlar birbirine ne kadar açık olabiliyor? Bazen e-postalarda bile duygularımı gizlemeye çalışıyorum. Ama akşamları blog yazarken, kendime soruyorum: “Acaba birine ‘Aşkın Olayım’ diyebilecek kadar cesur muyum?” Bu cümle, sadece romantik bir ifade değil, aynı zamanda güven ve açıklık gerektiriyor. Bu yüzden bugün hala düşündüğümde yüzümde bir gülümseme beliriyor. Belki de bir gün, birisine bu kelimeleri söylemenin zamanı gelecektir.

Geçen hafta Kadıköy’de bir kafede otururken, yan masada bir çiftin konuşmasını duydum. Erkek, kadına bir şeyler söylüyordu ve kadın gülümsüyordu. İçimden dedim ki: “Acaba o da mı ilk kez söylüyor, yoksa yıllardır mı beraberler?” İşte bu, “Aşkın Olayım ilk kime söylendi?” sorusunun bugünle kurduğu bağ. Geçmişin yankısı, bugünle buluşuyor ve insan kendini sorguluyor: Duygularımı ifade etmekten korkuyor muyum?

Geleceğe Bakış

Gelecekte bu cümlenin daha fazla insana ulaşacağını düşünüyorum. Sosyal medyada veya günlük konuşmalarda belki daha sıradan bir hale gelecek, ama samimiyeti kaybolmayacak. Benim gibi İstanbul’da yaşayan, işten çıkıp eve dönen gençler için, bu tür ifadeler bir kaçış noktası. Akşamları metroda eve dönerken, kulaklıkla müzik dinlerken düşünürüm; bir gün belki ben de birine bu kelimeleri söyleyeceğim. Ama kime, ne zaman? Bu kısmı hayat sürprizlere bırakıyor.

Blog yazmak, böyle düşüncelerimi toparlamama yardımcı oluyor. Kendi kendime sorular soruyorum, bazen cevap buluyorum, bazen de yalnızca içimden geçiriyorum. “Aşkın Olayım ilk kime söylendi?” sorusu da aslında bir kapı: geçmişten geleceğe, duygulardan cesarete açılan bir kapı.

Günlük Hayattan Örnekler

Mesela dün işten çıkıp evime dönerken vapurda düşündüm: Belki ilk kez söyleyen kişi gibi bir cesarete ihtiyacım var. Yanımdaki yaşlı çift gülüşüyordu, bir yandan birbirlerine bakıyorlar, bir yandan elleri birbirine değiyordu. İşte o an, bir cümlenin insan hayatında ne kadar anlam taşıyabileceğini fark ettim. “Aşkın Olayım” sadece bir söz değil, bir bağ, bir his ve bazen de bir anı olarak kalıyor.

Evime vardığımda bilgisayarımı açtım ve bunu yazarken fark ettim ki, hayatın küçük ama derin cümleleri bazen insanın kendini anlamasına yardımcı oluyor. Geçmiş, bugün ve gelecek iç içe geçiyor. Bu cümleyi ilk kime söylendiğini belki hiçbir zaman bilemeyeceğiz, ama her biri kendi hikayemize dokunuyor ve bizi düşündürüyor.

İşte ben, İstanbul’un karmaşasında yaşayan, 27 yaşında, gündüzleri ofiste çalışan ve akşamları blog yazan biri olarak, “Aşkın Olayım ilk kime söylendi?” sorusunu böyle yaşıyorum. Sadece bir kelime değil, bir deneyim, bir cesaret ve bir içsel yolculuk. Belki siz de kendi hayatınızda bu kelimeleri kime söyleyeceğinizi henüz bilmiyorsunuz, ama önemli olan, o an geldiğinde cesaretle karşılayabilmek.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort bonus veren siteler
Sitemap
ilbet yeni giriş adresiTürkçe Forum