Hicap Hangi Dilde? Türkçede sıkça karşılaşılan “hicap” kelimesi, kökeni ve anlamı itibarıyla derin bir kültürel ve dilsel geçmişe sahiptir. Peki, hicap hangi dilde? Bu sorunun cevabı, hem dilbilimsel hem de kültürel bir yolculuğa çıkmamızı gerektiriyor. — Hicap Kelimesinin Kökeni “Hicap” kelimesi, Arapçadaki “ḥicāb” (حجاب) kelimesinden türetilmiştir. Arapça’da “ḥicāb”, “örtü” veya “perde” anlamına gelirken, bu kelime Türkçeye geçmiş ve “utanç”, “mahcubiyet” gibi anlamlar kazanmıştır [1]. — Hicap’ın Türkçedeki Anlamı Türk Dil Kurumu’na (TDK) göre, “hicap” kelimesi iki ana anlama gelir: 1. Utanma, utanç, sıkılma: Bir kişinin yaptığı bir hareketten dolayı duyduğu mahcubiyet veya utanma durumunu ifade eder. 2. Perde: Fiziksel anlamda…
12 YorumEtiket: bir
Hezliyat Kimin Eseridir? Edebiyat Perspektifinden Bir İnceleme Kelimelerin Gücü ve Anlatıların Dönüştürücü Etkisi Edebiyat, kelimelerin gücüne dayanan bir sanattır. Her bir kelime, bir anlamı, bir duyguyu, bir düşünceyi yansıtma kapasitesine sahiptir. Anlatıların dönüşümsel etkisi, bazen bir toplumun, bazen de bireylerin zihinsel ve ruhsal dünyalarını derinden değiştirebilir. Bir edebiyatçı olarak, kelimelerin gücünün sınırlarını keşfetmek, yazılı metinlerin ne kadar derin izler bırakabileceğini anlamak bana büyük bir heyecan verir. Bu yazıda, kelimelerin gücünü ve anlatıların toplumsal etkisini tartışırken, bir edebiyat eserinin nasıl bir kültürel etki yaratabileceğine dair önemli bir soruya, “Hezliyat kimin eseridir?”, odaklanacağım. Hezliyat, 20. yüzyıl Türk edebiyatının önemli eserlerinden biridir ve…
10 YorumHelezon Yayı Özelliğini Kaybeder mi? Tarihin Dönüşleri Arasında Bir Mekanik ve Toplumsal Analiz Bir tarihçi olarak, geçmişin izlerini sürerken yalnızca olayların kronolojisini değil, aynı zamanda toplumların zihinsel ve teknolojik dönüşümlerini de incelerim. Çünkü her çağ, kendi yayını gergin tutan bir helezon gibidir. Gerilir, esner, bazen sınırlarını zorlar ve sonunda eski formuna döner ya da tamamen başka bir şekle bürünür. İşte bu yazı, hem fiziksel anlamda bir helezon yayının özelliğini kaybedip kaybetmeyeceğini, hem de bunun tarih boyunca insanlıkla kurduğu metaforik bağı irdeleyen bir düşünce yolculuğudur. Tarihte Yay Gerginliği: Mekanikten Toplumsala Helezon yayı, ilk olarak 15. yüzyılın sonlarında saat mekanizmalarında kullanılmaya başlanmıştır.…
16 YorumPlazmada En Çok Ne Bulunur? Bilimin Kalbine Toplumsal Bir Yolculuk Hayatın temel yapı taşlarını anlamaya çalışırken, çoğu zaman bilimsel kavramları yalnızca teknik yönleriyle ele alırız. Oysa ki bilim, toplumsal dinamiklerden bağımsız değildir. Plazma gibi biyolojik bir konuyu bile, toplumsal cinsiyet rolleri, çeşitlilik ve sosyal adalet çerçevesinde yeniden düşünmek; hem bilgiye yeni bir derinlik kazandırır hem de bizi daha kapsayıcı bir dünyaya yaklaştırır. Bu yazıda, “Plazmada en çok ne bulunur?” sorusuna yalnızca bilimsel bir yanıt aramakla kalmayacak, aynı zamanda bu bilginin toplumsal yankılarını da birlikte tartışacağız. Plazmanın Biyolojik Haritası: Sıvı Hayatın Taşıyıcısı İnsan kanının yaklaşık %55’ini oluşturan plazma, kan hücrelerinin taşındığı…
16 YorumMehmet Çuhadar Nereli? Küresel ve Yerel Kimliklerin Kesiştiği Bir Soru “Nerelisin?”… Basit gibi görünen ama derin anlamlar taşıyan bir sorudur bu. Bazen bir coğrafyayı, bazen bir kültürü, bazen de bir hikâyeyi temsil eder. Bugün bu soruyu, adı son yıllarda sıkça duyulan bir isim için soruyoruz: Mehmet Çuhadar. Peki Mehmet Çuhadar nereli? Ve bu soru, yalnızca bir şehir adıyla mı cevaplanır, yoksa kimlik dediğimiz şey bundan çok daha fazlası mıdır? Mehmet Çuhadar, Türkiye’nin köklü şehirlerinden biri olan Adıyaman’da doğmuştur. Ancak “nerelilik” meselesi onun kimliğinde yalnızca bir doğum yeri değil, kültürel bir zemin, toplumsal bir bağ ve kişisel bir yolculuktur. Yerel Perspektif:…
14 Yorum“Gürhan olmak” ne demek? Adın kökeni, tarihsel arka planı ve güncel tartışmalar Giriş: Bir addan fazlası “Gürhan” kulağa güç, gürlük ve hâkimiyet çağrışımları yapan bir erkek adı. Günlük dilde çoğu kişi bunu “gür (bol, güçlü) + han (önder, hükümdar)” olarak okur ve “güçlü hükümdar” gibi bir anlam yükler. Bu yorum Türkçe köklerle uyumludur; “gür”ün “bol ve güçlü” anlamı TDK sözlüğünde de karşılık bulur. :contentReference[oaicite:0]{index=0} Ancak “Gürhan olmak” yalnızca modern Türkçedeki bir ad taşımak değildir; Orta Asya siyaset dilinde yüzyıllar öncesine uzanan bir unvan geleneğine de bağlanır: Gür Han / Gurkhan. Tarihsel arka plan: “Gurkhan” unvanı ve Qara Hıtay 12. yüzyılda…
14 YorumKapan Tuzak Nedir? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Bağlamında Derinlemesine Bir Analiz Bazı kavramlar vardır ki, ilk bakışta sadece teknik ya da yatırım dünyasına ait gibi görünür ama aslında çok daha geniş anlamlar taşır. “Kapan tuzak” da bunlardan biri. Yatırım dünyasında sıkça duyduğumuz bu terim, finansal bir manevra olmasının ötesinde, toplumun güç dinamiklerini, cinsiyet rollerini ve sosyal adalet arayışını anlamak için de güçlü bir metafor olabilir. Gelin, bu kavramı farklı bakış açılarından inceleyerek hem finansal hem de toplumsal bir tartışma başlatalım. — Kapan Tuzak Nedir? Borsada “kapan tuzak”, yatırımcıların yanlış yönlendirilmesi sonucunda zarara uğradığı, çoğunlukla manipülasyon içeren bir durumdur.…
10 YorumKanun Yapma Yetkisi Kime Aittir? Demokrasi, Güç ve Halkın Sesi Üzerine Bir Yolculuk Bazen gündelik hayatın akışı içinde durup düşünmeyiz: “Bu yasaları kim çıkarıyor?”, “Benim hayatımı etkileyen kurallar nerede, kim tarafından yazılıyor?” Oysa bu sorular, toplum olarak varoluşumuzun kalbinde yatar. Kanun yapma yetkisi, sadece hukuki bir kavram değil; adalet, temsil, güç ve demokrasi arasındaki ince dengenin adıdır. Bugün gelin, bu yetkinin kime ait olduğunu yalnızca teorik bir açıklamayla değil, gerçek hayattan hikâyeler ve verilerle birlikte keşfedelim. Kanun Yapma Yetkisi: Devletin Kalbindeki Güç En temel tanımıyla kanun yapma yetkisi, bir devlette bağlayıcı ve genel kurallar koyma hakkıdır. Bu yetki modern devletlerde…
14 Yorumİman Tahtası Adı Nereden Gelir? Bir Antropoloğun Kültürel Yolculuğu Dünyayı anlamak, yalnızca dillerini değil, insanların sembollerle kurduğu bağı da çözümlemeyi gerektirir. Bir antropolog olarak her kavramda, her deyimde ve her bedensel göndermede bir kültürel anlam evreni gizlidir. “İman tahtası” ifadesi de bu anlam evreninin derinlerinden gelir — sadece bir vücut bölgesini değil, inancın, kimliğin ve kutsallığın mekânını da temsil eder. Peki, gerçekten “iman tahtası” adı nereden gelir? Bu sorunun cevabı bizi inançtan bedene, sembolden topluluğa uzanan antropolojik bir serüvene davet ediyor. Bir Kavramın Bedenle Buluşması “İman tahtası”, halk arasında göğüs kafesi bölgesine, özellikle kalp hizasındaki kemiklere verilen addır. Anatomik olarak…
8 Yorumİyi Bir Gözlemci Olmak Nedir? Toplumsal Hayatın Görünmeyen Katmanlarını Okumak Bir Sosyoloğun Samimi Girişi Bir kafede otururken etrafınızdaki konuşmalara kulak kabarttığınız oldu mu? Ya da kalabalık bir otobüste insanların yüzlerine baktığınızda, kimlerin yorgun, kimlerin umutlu olduğunu hissettiniz mi? İşte o an, siz farkında olmadan gözlem yapıyorsunuzdur. Benim için gözlem, toplumsal hayatın görünmeyen nabzını tutmaktır. İyi bir gözlemci olmak, yalnızca bakmak değil; anlamaya çalışmak, duymakla kalmayıp dinlemek, görmekle yetinmeyip çözümlemektir. Sosyoloji bize, her bireyin toplumun küçük bir yansıması olduğunu öğretir. Bu nedenle iyi bir gözlemci, bireylerin davranışlarını sadece bireysel tercihler olarak değil; toplumsal normların, kültürel değerlerin ve cinsiyet rollerinin bir ürünü…
14 Yorum