112 Polis Mi? Bir Anın Ardında Kalan Duygular
Kayseri’nin sokaklarında yürürken, her şeyin ne kadar hızlı geçebileceğini bir kez daha fark ettim. Zaman, bazen çok hızlı akar, bazen ise her şey bir saniye gibi görünür. O anlardan biri, o korkutucu ama bir o kadar da derin izler bırakacak anlardan biriydi. 112 polis mi? diye sorarak, birkaç saniye içinde yaşadığım o korkuyu ve sonrasında hissettiğim her şeyi hatırlıyorum.
O An, O Korku
Bir akşam, evde yalnızdım. Akşam yemeğini hazırlamak için mutfaktaydım ve bir yandan kafamda bir sürü düşünce dolaşıyordu. Kayseri’nin o tipik soğuk akşamlarından biriydi. Birden telefonum çaldı, ve tuhaf bir şekilde tanımadık bir numaradan geliyordu. Aradım, hemen yanıttı.
“112 polis mi?”
O an ne olduğunu anlamadım. Sadece bu cümle kafamda dönüp durdu. 112 polis mi? Ne demekti bu? Hızla kalbim çarpmaya başladı. Bir anda evin içindeki sessizlik yok oldu. Bir polis olduğunu söylediler, ama kesinlikle bu tarz bir arama beklemiyordum. Telefonu kapattım, derin bir nefes aldım ama içimdeki huzursuzluk bir türlü geçmedi.
Sokaklar kararmıştı ve içimde bir garip his vardı. Telefonun ekranında hala 112 polis mi? sorusunun yankıları vardı. Ne yapmam gerektiğini, kime başvuracağımı, kimden yardım alacağımı düşünüyordum. Belki bir yanlışlık olmuştu. Ama o an, o telaşla, kafamın içinde o kadar çok soru vardı ki… Korkuyla karışık bir belirsizlik…
Yavaşça Gerçekleşen Gerçek
Ertesi sabah, kafamda hep bu soruyla uyanıp, günü o garip telaşla geçirdim. O gece yaşadıklarımın da etkisiyle, her şey farklı bir şekilde göründü. Gerçekten de polisi aramak gerekebilir mi? Bu kadar basit mi? Hangi durumlarda 112 aranmalı? O an biraz olsun sakinleşmek için Kayseri’nin karanlık caddelerinde yürüdüm. Belki de bir şeylere kafamı takarak gereksiz yere strese giriyordum. Ama, gerçekten… 112 polis mi? Bir sorunun ardında, hayatımdan bir kesiti düşünmem gerekebilir miydi?
İçimde bir yerde hayal kırıklığı vardı. Bazen ne kadar uğraşırsak uğraşalım, insan zihni o kadar karışık bir yer ki, tüm duygular bir araya gelir ve korku, huzursuzluk gibi hisler baş gösterir. Bu durum, sadece bir telefon görüşmesinden ibaret olamazdı. O kadar çok soru vardı ki kafamda, hiçbiri kesin bir yanıt alamıyordu.
İçimdeki Çelişkiler
Biraz daha derinleşmem gerekirse, içimdeki bu karmaşıklığın ne anlama geldiğini de düşündüm. Belki de, hayat her an bir değişim geçirebilir, bir ses, bir telefon, beklenmedik bir an… İnsanın kalbi hızla çarpmaya başlar ve o an gerçek ile hayal birbirine karışır. İşte o telefon, o an, her şeyin ne kadar kırılgan olduğunu bana hatırlatmıştı. Ne kadar güçlü olursak olalım, bir anda yaşamımızda bir şey değişebilir ve sormadan önce kendimize şu soruyu sorarız: 112 polis mi?
Yavaşça, bu düşünceler beni sarmaya başladı. O anın heyecanını ve korkusunu atlatırken, bir yandan da içimde bir umut belirdi. Belki de her şeyin bir nedeni vardır ve belki de korku, bazen sadece bir uyarıdır. O anın telaşına kapıldım, ama sonra fark ettim ki, bazen, hayatın getirdiği sorulara bile anlam yüklememek gerekebilir. 112 polis mi? sorusu, hayatın bana verdiği küçük bir hatırlatmaydı. Her şeyin geçici olduğu, bir saniye sonra ne olacağının bilinmediği bir dünyada yaşıyoruz. Ve bazen, her şey olduğu gibi kalmalı, sadece akışa bırakılmalı.
Sonuçta
112 polis mi? sorusu, gerçekten bir hayal kırıklığıydı. Ama o korkuyu hissettikten sonra, aynı zamanda bir anlayış da geldi. Bazen hayat, biz farkında olmasak da, bizi test eder. O telefon görüşmesi, sanki bir şeylerin altını çizmek gibiydi. İnsan, bazen o anın içinde kaybolur, ama sonrasında bir şeyler değişir, insanın kendisiyle ilgili farkındalıkları artar. Kayseri’nin soğuk sokaklarında yürürken, belki de bir daha o telefonu almayacağım, ama o duygunun etkisi hep kalacak. Çünkü bir soru bazen, tüm hayatı sorgulatabilir.
O yüzden bir sonraki defa, hayat bana 112 polis mi? diye sorsa, belki de sadece bir gülümseme ile yanıtlarım. Her şey geçer, korkular da geçer, heyecanlar da. Ama geriye kalan, o duygu yoğunluğunun içindeki öğretilerdir.